A devastating earthquake hits a city, leaving destruction and chaos in its wake, and a young person must navigate the aftermath to find safety and hope.
Muhammed Dallı: Hayal et: Saat gece yarısını yeni geçmişti. Sokaktaki köpeklerin anlamsız huzursuzluğu ve rüzgarın aniden kesilmesiyle garip bir sessizlik çöktü. Derken, yerin çok derinlerinden gelen, bir kamyon konvoyu geçiyormuş gibi düşük frekanslı o uğultu duyuldu.
Muhammed Dallı: Avize hafifçe sallanmaya başladı. "Başım mı dönüyor?" sorusu zihinde belirdiği an, zemin hafifçe altından kaydı. Bu, büyük dalganın gelmek üzere olduğunun ilk habercisiydi; saniyelerle ölçülen o kritik kararsızlık anı.
Muhammed Dallı: Ve o devasa enerji boşaldı. Binanın kolonları çatırdamaya, mutfaktaki tabaklar birer birer yere inmeye başladı. Elektrikler kesildi, şehir karanlığa gömüldü. Artık ayakta durmak imkansızdı; duvarlar bir sağa bir sola esneyerek betonun sınırlarını zorluyordu.
Muhammed Dallı: Ezbere bildiğin o güvenli alana, yatağın yanındaki boşluğa sığındın. Üstüne devrilen kitaplığın gürültüsüyle sarsıldın. Tek duyabildiğin şey kendi nefesin, binanın feryadı ve dışarıdan gelen alarm sesleriydi. Zaman genleşti; o 45 saniye sanki bir ömür sürdü.
Muhammed Dallı: Sarsıntı durduğunda her yer zifiri karanlıktı. Havada yoğun, geniz yakan bir alçı ve beton tozu asılı kaldı. Birkaç saniye boyunca dünyadaki tek canlı senmişsin gibi bir sessizlik hakim oldu; ardından uzaklardan gelen feryatlar ve sirenler bu sessizliği parçaladı.
Muhammed Dallı: Sarsıntı durur durmaz dışarı çıkman gerektiğini biliyordun. Yanına önceden hazırladığın deprem çantasını alıp, asansörü asla kullanmadan, dökülen sıvaların üzerinden atlayarak merdivenlere yöneldin. Merdiven boşluğu, insanların panik içindeki nefesleriyle yankılanıyordu.
Muhammed Dallı: Binadan çıktığında karşılaştığın manzara tanıdığın sokak değildi. Yıkılan duvarlar yolu kapatmış, toz bulutu ay ışığını perdelemişti. İnsanlar pijamalarıyla, yalın ayak ya da eksik giysilerle boş alanlara toplanmıştı. Herkesin gözünde aynı ifade vardı: "Hayatta mıyız?
Muhammed Dallı: Hava buz gibiydi. Telefon hatları kilitlendiği için internet üzerinden sevdiklerine "iyiyim" mesajı atmaya çalıştın. Her artçı sarsıntıda yer altından gelen o korkunç gürültü, kalabalığın içinde yeni bir panik dalgası yaratıyordu. Kimse evine girmeye cesaret edemiyordu.
Muhammed Dallı: Güneş doğarken mahallenin parkında ateşler yakıldı. Hiç tanımadığın komşun sana bir battaniye uzattı, sen bir başkasına su verdin. Enkaz altındakiler için ekipler gelmeye başladı. Korku yerini yavaş yavaş derin bir keder ve beraberinde getirdiği o güçlü dayanışma duygusuna bıraktı.