Tugay Pala: Hayal et: Sabah uyandın. Şehirden kimse yok. Ama ışıklar yanıyor.

Tugay Pala: Hayal et: Sabah uyandın. Şehirden kimse yok. Ama ışıklar yanıyor.

Tugay Pala: Markete girdin. Raflar dolu. Ama koridorun sonunda biri hareket etti.

Berk Aslan: Rafları dolduran mıydı, yoksa yağmaya mı gelmişti? Son kalanlardan mıydı, yoksa son verenlerden mi?

GkrSgr: Sessizce sana doğru dönmedi. Rafların arasına kayboldu. Ama sonra anladın… Ayak sesi yoktu.

Tugay Pala: Bir çocuktu. Elinde eski bir fotoğraf. Seni gösteriyordu. Ama fotoğraf 30 yıl öncesinden. Nasıl mümkün?

GkrSgr: Çocuk fotoğrafı sana uzattı. Arkasında tek bir cümle yazıyordu. Henüz hatırlamıyorsun…

Tugay Pala: Neyi hatırlamıyordum? Kafamı kaldırdığımda çocuk yoktu. Nereye gitmişti? Marketin dışından sesler gelmeye başladı. Dışarı çıkıp bakmak istiyorsun ama korkuyorsun.

Tugay Pala: Dışarıya çıkmıyorsun. Marketin derinliklerine doğru dönüyorsun ama ışıklar yanıp sönmeye başlıyor ve marketin arkasından çok güçlü ve korkunç sesler gelmeye başlıyor!

Bilal Cankaya: Gitme vakti geldi… şimdi senin sıran… bundan asla kaçış yok. Gitme vakti geldi.

Bilal Cankaya: Kaçman gerektiğini biliyorsun ve uzun bir koridorda koşup kilitli olan bir kapıyı zorluyorsun, bu sırada arkandan tuhaf sesler geliyor ve korkuyla zorladığın kapı açılıyor ve içeri atıyorsun kendini, kapı dışardan kilitlendiği için artık orada mahsursun.

... and 2 more segments
Continue reading on ImagineIf →