Tugay Pala: Hayal et: 18 Mart 1915. Gün ağarmaya başlıyor. Çanakkale boğazına bakan bir siperdesin. Etrafındaki herkes silahlarına sarılmış bekliyor. Toplar hazır. Kimseden çıt çıkmıyor.

Tugay Pala: Hayal et: 18 Mart 1915. Gün ağarmaya başlıyor. Çanakkale boğazına bakan bir siperdesin. Etrafındaki herkes silahlarına sarılmış bekliyor. Toplar hazır. Kimseden çıt çıkmıyor.

Tugay Pala: Saat 10:00. Boğazın üzerindeki sis dağılıyor ve İngiliz - Fransız birleşik donanmasına ait ilk savaş gemileri boğaza girmeye başlıyor. Siperlerde tüm Osmanlı askerleri aynı anda kelimei şahadet getiriyor.

Tugay Pala: Birden bire Osmanlıya ait tüm tabyalardaki toplar gürlemeye başlıyor. Sanki bir hayalin içindesin gibi. Her yerden top sesleri geliyor. Her yerde duman var.

Tugay Pala: Sonra Seyit onbaşıyı görüyorsun. Vinçlerle kaldırdığınız top mermilerini sanki hiç bir şey yokmuş gibi kaldırıyor, sırtına koyuyor ve topa yüklüyor ve çok yüksek bir patlama sesi... Sonra tekrar sonra tekrar. Önce Suffren sonra Bouvet batmıştı.

Tugay Pala: Deniz üzerinde sanki demirden canavarlara benzeyen bu gemiler tek tek batıyordu.

Tugay Pala: Saat 17:50. Batmaz denilen İngiliz savaş gemisi Ocean mayına çarparak batmaya başladı. Ve işte kaçıyorlardı. Yenilemez denilen müttefik donanmaları boğazdan arkalarına bile bakmadan geri çekildiler.

Tugay Pala: Ve Bitti. Her şey bitti. Zafer bizimdir!

Hilal Tüzer: Zafer sonsuza dek bizimdir. Çanakkale, bir milletin direnişinin ve bağımsızlık mücadelesinin ismidir.

Bilal Cankaya: Tüm dünyaya ne kadar kudretli bir millet olduğunu asla yenilmez ve savaş korkusunun olmadığını gösterdin. Tüm dünya seni konuşuyor. Çanakkale geçilmez, Türkler yenilmez.
